Tüm yazılar
28 Mayıs 20266 dk

İlk hafta: bir sınıf nasıl 'biz' olur?

Eylül'ün ilk günü yirmi küçük yabancı bir araya gelir ve biz onlardan birkaç ay içinde bir 'sınıf' olmasını bekleriz. Oysa aidiyet kendiliğinden oluşmaz; kurulması gerekir. Üstelik en çok ilk hafta önemlidir.

İlk yaptığım şey, herkesin adını doğru telaffuz etmeyi öğrenmek. Bir çocuğun adını sevgiyle ve doğru söylemek, ona 'sen burada görülüyorsun' demenin en sade yoludur.

Sonra küçük ritüeller geliyor: Günü açan bir tekerleme, haftanın 'söz hakkı' sırası, sınıfın birlikte koyduğu üç kural. Bu kuralları ben dayatmıyorum; birlikte konuşup duvara asıyoruz. Kendi koyduğu kurala çocuk çok daha kolay uyuyor.

Bir de 'sınıf işi' fikri var. Sulama, takvim, kapıyı tutma… Küçük sorumluluklar, çocuğa 'bu sınıfın bir parçasısın ve sana ihtiyaç var' mesajını verir. Aidiyet, sorumlulukla büyür.

İlk hafta biterken hâlâ yirmi ayrı çocuk olabiliriz. Ama tohumlar atılmıştır. Birkaç hafta sonra biri hastalanınca 'öğretmenim arkadaşımız yok' diye sorulduğunda anlarım ki artık bir 'biz' olmuşuz.

Acele etmemek gerekir. Güven, fısıltıyla kurulur; bağırarak değil.

C

Ceren Taştan

Sınıf Öğretmeni · Konya · Seydişehir

Bunları da okuyabilirsin